Yazarlar

Metiner Sezer Metiner Sezer

Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı’nın kaleme aldığı “işim gücüm budur benim” kitabını, define arayan kişilerin dikkatiyle karıştırıyorum vakit buldukça.

Ne yalan söyleyeyim, “kolay yoldan para kazanma” hakkında bir şeyler bulurum ümidiyle de baktım altına üstüne ama yok! Kurumsallaşmayı kafasına koymuş azimli iş insanlarına yazmış bütün yazdıklarını.

Hemen söyleyeyim ki, zoru gösterip korkutmamış! Tam aksine cesaretlendiriyor. 45 senenin verdiği tecrübe projektörü ile hem iş insanı olma niyetindeki kişinin takip edeceği yolu gösteriyor, hem de o yola ışık tutuyor!

Bülent Eczacıbaşı’nın en büyük hasletlerinden birisi de hiç şüphe yok ki, istişare etmesidir. Kendisi, şirketi, ülkesi ve dünya hakkında kim ne derse can kulağıyla dinler. Yeniliklere açıktır. İş insanı olmak isteyenlere de “dışa dönük olmalarını”, bilmediklerini sorup öğrenmelerini tavsiye ediyor. İş insanı olmak için sabrın şart olduğuna vurgu yapıyor ve tutkusu olmayan insanların iş insanlığına soyunmaması gerektiğini söylüyor cesaretle.

“Cesaret” deyince Bülent Eczacıbaşı’nın ülke meseleleri ile ilgili sözlerini es geçmek olmazdı. Bülent Eczacıbaşı tam bir “hikâye” tutkunudur. Ülkelerin, şehirlerin, şirketlerin ve tabii şahısların bir “hikâyesi” olması gerektiğini düşünür o. Çok doğru bir istek bu. Bir ülkenin “hikâye”si yoksa, toplumu hangi müşterek noktada buluşturacaksınız? “Hikâye”si olmayan şehir ve destinasyonu dünya turizmine nasıl pazarlayacaksınız? Kazanmanın, rakiplerine fark atmanın en emin yolu hikâyedir. Hikâyen varsa farkını hissettirirsin. Hele, kendilerinin ya da yakınlarının hikâyesini anlatarak kısa yoldan başarı sağlayan insanlara ne demeli?

Bülent Eczacıbaşı, Türkiye’nin birkaç defa “hikâye” yazdığına ancak her defasında kırılmaya uğrayarak o yükselmelerin yarım kaldığına işaret ediyor kitabında.

Türkiye’nin 2007 yılında destan gibi bir “AB hikâyesi” yazdığına dikkat çekiyor mesela ve AB’nin Türkiye’nin yapmaya başladığı reformlara itici güç olduğunu ifade ediyor. Araya giren soğukluklar nedeniyle reformların yarım kalmasından da üzüntüyle söz ediyor. Kim, üzülmüyor ki? Türkiye o fırsatı kaçırdı maalesef!

Eczacıbaşı devam ediyor ve Ak Parti’nin kapatılması için açılan davası ile başlayan, Balyoz ve Ergenekon Davaları ile devam eden sürecin ise tüm dünyada Türkiye’de hukuk devleti işlerliğine ait sorgulanmanın yaygınlaştığına vurgu yapıyor.

Arkasından gelen 15 Temmuz ve Ortadoğu’daki savaşlar Türkiyenin hızını kesen olaylar olarak tarihe geçti. Türkiye’nin bu talihsiz olayları yaşamak yerine dünya kamuoyunun önüne başarı hikâyeleriyle çıkmasını dileyen Bülent Eczacıbaşı, her Türkiye sevdalısının arzusunu seslendiriyor aslında. İnşallah görürüz o günleri.

 

Resmin üzerinde sağa ve sola kaydırarak
bir önceki veya bir sonraki resme
geçiş yapabilirsiniz.

KÜNYE | İLETİŞİM | REKLAM | GİZLİLİK İLKELERİ | KULLANIM ŞARTLARI | PRIVACY POLICY |