Yazarlar

Hasan Sezer Hasan Sezer

1975 yılında Karadeniz Teknik Üniversite’sinde okumak için Trabzon’a gitmiştim. Gitmeden önce de yani lise yıllarımda da belirli bir dünya görüşüm vardı. Trabzon’da Kredi ve Yurtlar Kurumu’nun üniversite kampüsü içerisindeki yurduna yerleştim. Gerçekten hayretler içerisinde kalmıştım. Tüm öğrenciler, üç gruba ayrılmıştı: Sağcılar, Solcular ve tarafsızlar. Biz öğrenciler ise “faşistler, komünistler ve otlar” diye yapıyorduk bu sınıflandırmayı.

Evet abartmıyorum. Biz sağcılara göre solcular; vatan haini, Türklükle alakası olmayan din düşmanı, Rus ve Çin uşaklarıydı. Solculara göre ise biz; Amerikan uşağı faşistlerdik. Tarafsız kalmaya çalışanlar ise iki arada bir derede kalıyorlar, ne yapacaklarını şaşırıyorlardı.

Kavgasız gün olmuyordu. Ders dışında yurt kantininde olaylara müdahale için hazır kıta bekliyorduk. Karşıt görüşte olanları bir kaşık suda boğmak istiyorduk. Olaylar tırmanıyor, sağcı ve solcu pek çok arkadaş vurularak bu dünyadan hayatının baharında göçüp gidiyordu. Kendimizi yapılan tahriklere o kadar kaptırmıştık ki; sahada bir an bile olmasak, karşı taraf ülkeyi yabancılara peşkeş çekecekti. Konu uzadıkça uzar. Ben sadece bir tanesini anlatayım. İbrahim Yaralı isminde,  Artvinli bir arkadaşımız vardı. Henüz ikinci sınıftaydı; bir arkadaşını korumak için kendisini arkadaşının önüne atınca göğsünden vurularak öldürüldü. O zamanlar Artvin solcuların kurtarılmış bölgesi olarak adlandırılıyordu. İbrahim’in cenazesini iki minibüs dolusu polis, memleketine götürdü. İşin acı yanı ne biliyor musunuz? İbrahim’in abisi de Diyarbakır’da okuyor ve sol görüşlü idi.

 

TEVFİK HA BİRE DIŞARIYA BAKIYORDU!

Şehir merkezine gittiğimizde de en az 3-4 kişi giderdik ve her an tetikte olurduk. Tevfik ile lisede de beraber okumuştuk. Sonra yolumuz Üniversite de kesişti. Tevfik çok tez canlı bir arkadaşımızdı. Çok çabuk gaza gelirdi. Bir gün, Altan Faik isimli Kıbrıslı bir arkadaşımız, Tevfik ve ben Uzun sokakta bulunan bir köfteciye gitmiştik. O zamanlar, belki de biz öğrenci olduğumuzdan bir porsiyonda 10 ızgara köfte olurdu. Altan Faik de çok şakacı bir arkadaşımızdı. Köfteler yeni gelmişti ki; Altan Faik dışarıyı işaret ederek bir tehlike olduğunu ima etti. Bu hareketini birkaç kez tekrarladı. Her defasında Tevfik, bir tehlike varmış gibi dışarıya bakıyor, Altan Faik de Tevfik’in tabağındaki köfteleri aşırıyordu. En az 4 köfte eksilmişti ama Tevfik olayın farkında değildi. Sonradan tabii ki bunun bir şaka olduğunu kendisine söyledik ama şaka da olsa Altan Faik köfteleri yemişti.

 

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE

Sonrasında 12 Eylül 1980 darbesi oldu. Hiç bitmeyecek gibi olan olaylar bir günde bıçak keser gibi sonlandı. Niçin bitmeyecek gibi diyorum. Çünkü zaman içerisinde polisler, Pol-Der, Pol-Bir; öğretmenler, Töb-Der, Ülkü-Bir, diğer kuruluşlar da pek çok kamplara ayrılmışlardı. Sağdan ve soldan pek çok can kayıpları oldu. Hapislerde çile doldurup çıkanlar da dahil, zaman içerisinde pek çoğuna rastladım. Ama görüşü ne olursa olsun, vatanına ihanet edenine rastlamadım. Ama o dönem Hergün gazetesi başyazarı Yaşar Okuyan gibi pek çokları saf değiştirdi. O dönem mitinglerde nurlu Demirel diye tempo tutulan Süleyman Demirel, Cumhurbaşkanlığı döneminde; “Başını örtmek isteyenler Arabistan’a gitsin” dedi. İnsanları tahrik edenlerin pek çoğu köşe dönmenin derdine düştü.   

Evet; evlatlarımızın ülkesini, bayrağını, dinini, insanını sevmesine, ülkesi için çalışmasına sonuna kadar varım. Ama bu kutuplara ayırarak, haksızlığa uğratarak, kinlendirerek olmaz. Çok çalışarak, değerlerimize sahip çıkarak olur. Eğer öyle yapmaz isek, Alman’ın, İngiliz’in, Arap’ın mülk alması için çabalar, dün komünistler Moskova’ya diye slogan attığımız Rus turistlerin gelmesi için yalvarmak zorunda kalırız. Elbet te yabancı da gelecek. Bizim insanımız da diğer ülkelere gidecek. Ama insanımız, gelenden etkilenmeyecek. Gittiği yerlerin temizliğini ve düzenini ballandıra ballandıra anlatmayacak. Bunun yolu da inançlı, bilgili, enerjik, değerlerine sahip çıkan bir nesil yetiştirmekten geçer. Çıkış yolu devamlı korku salarak birilerinin hakkını gasp etmek değil, aksine adaletli bir toplum oluşturmaktır.

 

Resmin üzerinde sağa ve sola kaydırarak
bir önceki veya bir sonraki resme
geçiş yapabilirsiniz.

KÜNYE | İLETİŞİM | REKLAM | GİZLİLİK İLKELERİ | KULLANIM ŞARTLARI | PRIVACY POLICY |